Sosyal Medya Hakkında Düşüncelerim | Bölüm 1
2016-04-29 03:07:39

Çok uzun süredir bir konu bulup kendi fikirlerimi anlatan bir yazı yazmak isteği var içimde. Düşünürken sosyal medyanın hayatımızda kapladığı yeri ve kişisel olarak sosyal medyanın bize yaptığı olumsuzlukları yazmaya kara verdim. Muhtemelen yazım 2 bölümden oluşacak ancak siz okumak zorunda değilsiniz şimdi okumaktan vaz geçip başka insanların resimlerini beğenmeye veya kim nerede ne yemiş onu incelemeye, kim kiminle nerede bakmaya, oradan buradan birilerini düşürmeye, resim veya farklı bir materyali sosyal ağa yükleyip beğenilmeyi bekleye bilirsiniz.

Ben zahmet edip okumaya başlayan siz değerli okurlara teşekkür ederek konu ile ilgili düşüncelerimi size aktarmaya başlamak  istiyorum umarım sıkıcı bir yazı olmaz.

Öncelikle internet üzerindeki sosyalliğin ne olduğu konusuna değinmek istiyorum. Hepimizin kullandığı sosyal ağlar bana göre bizlerin kendimizde gördüğümüz eksikleri doldurarak, kendi bakış açımızla 4/4 lük olarak kendimizi başkalarına kakaladığımız bir ortam. Böyle yaparak aslında biz olmayan ama aynı zamanda kendi zihnimizdeki bir yaşam biçimini başka insanları kandırma yolunda kullanıyoruz. Demek istediğim bence sosyal medya bizim 2. kişiliğimiz başka bir değişle, psikolojik bir terim kullanacağım “Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu” yani bence sosyal medya psikolojik bir rahatsızlık.

Şimdi diye bilirsiniz sen bize delimi diyorsun hayır estağfurullah haddimi aşmak istemem ancak kendimizi bir yoklasak, isim vermeden resimlerin paylaşıldığı bir sosyal ağ var hangimiz orada doğal resimlerimizi paylaşıyoruz. Doğaldan kastım anında çektiğimiz, üzerinde zerre oynama olmayan. Eminim pek çoğumuz yapar ben yapıyorum, kendi adıma konuşmak gerekirse.

Neyse sosyal medyanın benim kafamdaki tanımını az çok anlamışsınızdır. Makalenin başında dediğim gibi ben sadece sosyal medyanın hayatımızda kapladığı yer ve olumsuzluklardan bahsedeceğim. Daha çok çok başlık eklene bilir ama benim için 2 önemli başlığı seçtim.

Sosyal Medyanın Hayatımızda Kapladığı Yer

Direk özetten başlayıp detaylandırmak istiyorum. Sosyal medya artık yaşamın olmazsa olmazı, ötelenemez, silinemez, yok kabul edilemez, edilmesine izin verilmez, zorla kullandırılır.

Ne dedim bak sosyal medya artık bir zorunluluk. Çünkü bu yazımı bile büyük ihtimal sosyal medyanın birinde gördün ve bu salak ne saçmalamış bir bakayım dedin.

Kendimle de çok barışığımdır yazı boyunca kendime bazı hakaretleri de etmekten hiç çekinmeyeceğim. Şimdiden kusuruma bak J

Eee şimdi dedim ya zorunluluk neden zorunluluk onu da açıklamam lazım çünkü ben onu oraya yazınca “hadi be sende, ben istesem kullanmam” dedin. Ama işte öyle olmuyor. Malum bu sosyal ağların en büyüğü var hani mavi bir kare içinde harf var, büyük ihtimal ilk onla tanışmışsındır. Bu arada ben siz dilini bırakıp sen diline geçtim yazı daha bir samimi olsun istiyorum. Yani buraya kadar okudun aramızda bir bağ oluştu gibi geldi J neyse konuyu dağıtmadan devam edeceğim. Ne demiştim “öyle olmuyor” da kalmıştım, dediğim gibi öyle işlemiyor sen ne kadar kullanmam desende muhakkak biri çıkıyor ve sana kullanılması zorunlu gibi hissettiriyor. Hadi birde örnek vereyim günümüzde hepimizin elinde akıllı telefon var eminim kullanıyorsun arkadaşlarınla sohbet ortamındasın ve sosyal medya hesabın soruluyor ve sen “yok” karşılığını veriyorsun, anında alacağın cevap “akıllı telefonun var sosyal medyan yok, ne gerek var onu kullanmana” bu söyleyecekleri arasında en basiti. Sen buna cevap versen de emin ol hep arkası geliyor çünkü geçen açıklanan bir rakama göre dünya nüfusunun 7 de 2 i sosyal medya kullanıcısı… Birde sosyal ağların en büyüğüne sallayacaktım araya laf sokuşturdum hani mavi kare içinde harf olan işte o geçen rakam açıkladı dünya nüfusunun 7 de 1,6 sı anlık olarak bağlanıyormuş, şimdi “7 de 1,6 ne az bir oran” dediğini duyar gibi oldum ama değil işte, bu dünyanın “az önce baktım” %38 i internet kullanıcısı basit bir matematik hesabıyla 7 de 2,6 sı internet kullanıcısı yani bu mavi kareli sosyal ağı internet kullanan 2,6 milyar insandan 1,6 milyarı kullanıyor. Eminim %50 den fazla olduğunu anlamışsındır şıp diye J. Yani demem o ki mutlaka çarşıda, pazarda, okulda, çevrende gördüğün her 2 insandan 1 tanesi potansiyel sosyal medya hastası ve sana da bunu aşılamaya meyilli.

Eminim az çok sosyal medyanın ne kadar hayatımızda olduğunu anlamaya başladın. Ben az önce mavi kareli sosyal ağdan bahsettim ama onun gibi tonlarcası var mavi kuş olanı, eski bir fotoğraf makinasına benzeyeni, arılı olanı… daha çok ya say say bitiremem ben sadece kullandıklarımı saydım, hatta bazı kullandıklarımı da sayamadım çünkü lakap bulamadım. Eee hal böyle olunca ne oluyor hepimiz en az bir sosyal ağla haşır neşir oluyoruz. Ben kullanmam diyeniniz varsa da külliyen yalan söylüyordur bu kadar açık ve net konuşuyorum.

Gelelim sosyal medyanın zamanımızda kapladığı yere. Benim asıl değinmek istediğim nokta burası çünkü gerçek sosyal yaşam artık bitme noktasında, çevremde görüyorum 1 den 120 ye herkesin elinde telefon var ve resim beğeniyorlar. Resim beğeniyorlar deyip duruyorum bende takmışım bu resimlere, sanki oyun oynamıyorlar, yazı yazmıyorlar, beğenmiyorlar, siyaset yapma çabasına girmiyorlar, edebiyatçı olmuyorlar, sevgiliyi bile o sanal ortamdan yapıp mutsuz olmuyorlar bla bla bla daha bir sürü şey… Ama bu dediklerimi yaparken şunu fark etmiyoruz psikolojilerimiz bozuluyor, dur dur burası 2. bölüm onu sonraya saklayacağım. Ben zamandan bahsetmeye devam edeyim. Ortalama bir insan gününün 3/1 ini uyuyarak geçiriyormuş bir araştırmada yazısında okumuştum, gün 24 saat ve günün 8 saati uykuyla geçti kaldı sana 16 saat bu 16 saate sevdiklerimizle beraber olacağız, güzel zaman geçireceğiz, çalışacağız, hele birde İstanbul gibi bir yerde yaşıyorsan oradan oraya koşuşturacağız ve bunları yaparken her zaman sosyal ağlara bağlanmak için kendimizi koşullandıracağız. Her boşlukta “acaba kaç beğenim oldu” dur acık “like yapıyım” deyip durmamız gerekecek. Ve yaptığımız bu sorgular yüzünden gerçek hayattan uzaklaşıp yaşamı o sosyal ağda yaşamaya başlayacağız, bu yazdığımı deneyimlerimle yazıyorum, öyle gelişi güzel bir söz değil çünkü benim lise zamanlarımda bu mavi kareli sosyal ağ daha yeni yeni popüler hale geliyordu (şunu da ekleyim ben bilgisayar programcısıyım günümün büyük kısmı bilgisayar ve internet) hep muhalefet oluyordum ama gel gör ki onu ve daha fazlasını kullanmaya başladım ve artık öyle bir hal aldı ki onları kapatmaktan korkar duruma geldim. Ha elimden geldiğince az kullanmaya çalışıyorum ama çevremdeki herkes artık o kadar o sanal dünyaya ait olmuş ki bende mecburen orada zaman gerçirmeye mahkum oluyorum. Yani istesek te istemesek te günümüzden büyük bir bölümünü o nefret ettiğim sosyal ağlara harcıyoruz. Oh be itiraf ettim ben sosyal ağlardan nefret ediyorum, ve çok tehlikeli buluyorum.

Gezmek, konuşmak, hayvanlarla ilgilenmek, yaşamda yer almak yerine gün geçtikçe bunları yapıyormuş gibi görünüp resimler paylaşan insanları like lamak hayatı kaçırmamıza neden oluyor. Zamanımızın büyük kısmını küçücük bir ekrana hapsetmiş durumdayız. Günlük aklımıza gelen en başlıca soru “acaba sosyal medyada ne var” şimdi bu deli ne diyor diye bilirsin bunu demen güzel bir şey çünkü sosyal medya hastalığı seni tam ele geçirememiş ama bu gelecekte dediklerimi yapmıyacağın anlamına gelmiyor. Makalemin bir amacı da önceden uyarmak.

O akıllı telefonunu ne zaman açsan kesin bir sosyal hesapta soluk alıyorsun.

Artık telefonunun en çok ses çıkarmasını sağlayanda o sosyal hesaplar.

Hatta artık arkadaşlarınla o sosyal ağlar sayesinde haberleşiyorsun.

Birilerine kendini yine o ağlarla beğendirme çabasındasın.

Yaptıklarını herkese göstermek içinde orayı kullanıyorsun.

Hatta yapacaklarınıda orada duyuruyorsun.

Evleneceksen oradan çağırı yapacaksın.

Söz yaptın hemen herkesin bilmesi gerek oradan yapıcaksın.

Tacizi tecavüzü bile oradan yapmaya başladın.

Kim kiminle diye yerel magazin olma yolunda da ilerlemeni sağlayacak.

Aklına başka ne gelirse artık hepsini sosyal medyalarla yapma telaşı içine gireceksin bence buna dur denmeli.

Sanırım biraz konuyu dağıttım ama düşüncelerimi az çok anlata bilmişimdir umarım. Sosyal medya hayatımızın her yerinde ve ben bundan rahatsızlık duyuyorum. İnsanlardan, hayvanlardan, bitkilerden, yaşamdan önemli olmaya başladı. Hayatımızda çok fazla yer kaplamaya başladı ve bu beni huzursuz ediyor.

 

Benden bu günlük bu kadar yarında 2. Bölümle devam ederim artık buraya kadar sıkılmadan okuduysan sana sonsuz teşekkür ederim. Biraz fazla yazdım sanırım ama bu konu benim için çok önemli umarım seni yazdıklarımla sıkmamışımdır ve devamını da okursun. 

Yorum Sistemi Şuanda Devre Dışıdır...
Becerilerim
Css
★ ★ ★ ★ ☆
HTML
★ ★ ★ ★ ★
JS
★ ★ ☆ ☆ ☆
Ajax
★ ★ ☆ ☆ ☆
PHP
★ ★ ★ ☆ ☆
ASP.Net
★ ☆ ☆ ☆ ☆
Photoshop
★ ★ ★ ☆ ☆
C
★ ★ ☆ ☆ ☆
VB.Net
★ ★ ☆ ☆ ☆
Delfi
★ ★ ☆ ☆ ☆
Sponsor
Copyright 2014 www.DenizBayhan.com.tr | All rights reserved